Şimdi umutlu olma zamanı

 Şimdi umutlu olma zamanı
28/11/2008

İki bakanın yemekten çıkmasını beklerken ikili görüşme talebinin hangi taraftan geldiğini soruyorum, Türk Dışişleri Bakanlığı yetkilisinin “Ne fark eder ki, önemli olan şu anda beraber içeride konuşuyor olmaları.” demesi, gece sonunda Babacan’ın “İki taraf da ilişkileri normalleştirmek için siyasi iradeye sahiptir.” sözlerinin gündem oluşturmak maksadıyla değil Ermenistan ile ilişkileri normalleşme isteğinin özünde de kabul edildiğinin göstergesiyor.

24 Kasım günü Ermeni heyeti için çok hareketli geçti. KEİ Sekreteryası toplantı salonu belki de ilk defa kapılarını bu kadar çok basın mensubuna açtı. 100’den fazla Türk ve yabancı basın mensubunun katıldığı basın toplantısı çok sıcak ve gerilimlerden uzak bir atmosferde gerçekleştirildi. Genel olarak önkoşulsuz diplomatik ilişkilerin başlamasının gerekliliğinden ve içinde bulunduğumuz durumdan yararlanarak artık sınırların açılması için çağrı yapan Nalbandyan, Ermenistan’ın diasporanın faaliyetlerini durdurup durdurmayacağı hakkındaki soruyu “Ermenistan bunu yapmamıştır ve yapmayacak.” şeklinde cevaplayarak bir kere daha diasporayla olan ilişkilerin Ermenistan endeksli olmadığını belirtti. Rusya’da imzalanan üçlü deklarasyon hakkında bilgi verip sorunun uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde mutlaka çözüme kavuşacağını belirterek, kendisinin Türk-Ermeni ilişkileri konusunda iyimser olduğunu vurguladı. Nalbandyan, ABD’deki başkanlık seçimlerinin ikili ilişkilere olacak etkisi hakkındaki soruya, “Bu iki ülkenin, bizim problemimiz, sınırı açmak her iki ülkenin yararına olacak.” diye cevap verdi. Türkiye’de 2009’da oynanacak maça Sarkisyan’ın geleceğini de bir kez daha tekrar eden Nalbandyan, toplantı sonrasında KEİ’de hazırlanan resepsiyona katıldı. Resepsiyon sırasında üye ülkeler de KEİ’nin böyle bir buluşmaya vesile olmasından dolayı hem şaşkın hem de mutlu görünüyorlardı. Toplantı sırasında herkesin yüzünü güldüren bir başka konu da THY’nin Erivan’a düzenli seferlerinin başlayacağıydı.

Müsteşarlar eşliğinde yaklaşık 2,5 saat süren görüşme ve akşam yemeğinin ardından yorgun ama görüşmenin iyi geçtiği gözlerinden okunan iki bakan basına kısa bir açıklama verdiler. Temelde görüşmenin olumlu geçtiği ve temasların sürdürüleceği söylenen açıklama sonrasında Nalbandyan, otelden ayrılmadan Babacan’a getirdiği bölgenin sevilen enstrümanlarından ve aynı zamanda Civan Kasparyan’ın Türkiye’de verdiği konserleri sırasında Türkiye’ye sevdirdiği ve dostluğun sembolü olan kayısı ağacından yapılan özel ve değerli bir Ermeni düdüğü takdim etti. Türk basını en az protokol düzeni kadar Nalbandyan’ı önemsedi ve tüm temasları sırasında Nalbandyan’ı canlı yayın araçları takip etti. Türk-Ermeni ilişkilerini yakından takip edenler, Gül’ün 6 Eylül’deki Ermenistan ziyareti sırasında ve sonrasında Türk basınının bu ilişkilere ne kadar önem ve yer verdiğini muhakkak fark etmişlerdir. Aynı durum Nalbandyan’ın ziyareti ve Ermenistan’a dönüşünden sonra da devam etti. Konu ile ilgili yankılar yorumlar hâlâ devam ediyor. Görüşmenin sebepleri üzerinde duruyor birçok yazar, Rusya’nın artık sorunun çözümünden yana duruşu ya da Obama’nın Ermeni konusunda alacağı tavrın yarattığı tedirginlik gibi temasları hızlandıran süreçlerden bahsediliyor. Kafkaslar’daki geleceğinin refahı açısından Türk-Ermeni ilişkileri hiç kuşkusuz çok önemli ama şu anda iki tarafın da gösterdiği siyasi irade sadece bu tip argümanlarla açıklanacak cinsten değil. Hükümetler artık samimi ve bu sorunu çözme taraftarı olduklarını açıkça belirtiyorlar.

İki ülkenin de cesur adımlarını takdir ederken bir taraftan da iki tarafın kendi kamuoyuna olan güvensizlikleri de anlamak gerekiyor. Gül’ü Ermenistan’a davet eden Sarkisyan’ın diyalog yanlısı tavrının içerinin ve diasporanın milliyetçi kesimleri tarafından eleştirilmesi gibi, Türk kamuoyunda hâlâ ‘Ermenistan önce Türkiye’nin sınırlarını tanısın’ denen kemikleşmiş ve manasız söylem söz konusu. Ermenistan bağımsızlığını ilan ettiği günden bu yana Türk sınırları ile ilgili hiçbir iddiası bulunmamakla beraber diplomatik ilişkiler kurmak istediği bir ülkenin sınırlarını tanımaması uluslararası hukuk açısından da kabul edilemez. İlişkiler biraz ısındığında hatırlanan, Türkiye’nin şu andaki doğu bölgesinden tarih perspektifinden “Batı Ermenistan” olarak adlandırıldığı Ermenistan Bağımsızlık Bildirgesi, Türkiye’nin Ermenistan’ı tanıdığı 1991 senesinde de mevcuttu ve Türk-Ermeni sınırı 1993 senesine kadar açık kaldı. O zaman göz ardı edilen bu bildirge neden şimdi ayağımıza bağ oluyor anlamak mümkün değil. Hrant Dink’in planlı katledilmesinden sonra biraz daha kabuğuna çekilerek çok ihtiyatlı davranmaya başlayan Türkiye’deki Ermeni cemaati ise şüphesiz bu gelişmeleri yakından takip ediyor. İstanbul için hazırlanan 2010 Kültür Başkenti reklamlarında Kirkor’un uzun süre sonra hatırlanmasına sevinen Ermeni azınlık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Ani Harabeleri hakkında oluşturduğu web sitesinde Ani’nin Ermeni mirası olduğuna yer vermeyen zihniyete küskün.

Bakmayı bilirsek Türkiye-Ermenistan ilişkileri tablosu hâlâ umut verici. Ermenistan Enerji Bakanı Armen Movsisyan, Ermenistan Elektrik İdaresi’yle bir Türk şirketi arasında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün cumartesi günkü tarihî Erivan ziyareti sırasında anlaşma imzalandığını açıkladı. Türkiye aralık ayı içerisinde KİİP “Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu” için 5 ülkenin müsteşar yardımcıları düzeyinde bir araya gelmesini planlıyor. Bunun henüz tam olgunlaştığı söylenemez ama görülen o ki hedef 2009’da İstanbul’da Rus-Türk-Ermeni-Gürcü ve Azeri devlet başkanlarını buluşturmak. Önümüzdeki ilk şans Helsinki’de 5 Aralık’ta yapılacak olan AGİT dışişleri bakanları toplantısı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan, aralık ayında Helsinki’de Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanları arasında yeni bir “üçlü toplantı” yapılması yolundaki bir öneriyi değerlendirmeye hazır olduklarını söyledi. Sınırlar açılacak ve diplomatik ilişkiler kurulacaksa 2009 maçına kadar vaktimiz var, bu fırsat iyi değerlendirilmeli. Artık temaslar iki kamuoyunun ve dünyanın gözü önünde yapılıyor, eskisi gibi gizli gizli Viyana’da ya da Bern’deki otellerde değil; bu açıdan herkes bu gelişmeler devam ederse somut bir şeylere ulaşılacağından ümitli. Yeter ki sağdan soldan gelecek kışkırtmalara aldırmayalım…

 

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=766212&keyfield=

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s