Göksel: “Türkiye süreci baştan beri Karabağ’a endeksledi”

Goksel: Turkiye sureci bastan beri Karabag`a endeksledi

 ALIN OZINIAN : 2006 yılında Türkiyeli bir araştırmacı olarak ilk kez Ermenistan için yola çıktığında hiçbir kuşkusu ya da tereddütü olmamış Diba Nigar Göksel’in. “2001 yılında Azerbaycan’a gitmiştim, bunun dışında Post-Sovyet ülkelerinde daha önce bulunmamıştım, çekince yoktu, merak vardı.
Çok iyi karşılandım ve misafir edildim” diyen Göksel, katıldığı ilk toplantıda bir öğrencinin “1915 sizin için ne ifade ediyor?” sorusunu yöneltmesiyle epey şaşırmış. Soruyu “bilmiyorum” diye cevapladıktan sonra şunları söylemiş: “Gerard Libaridian bana bu olay soykırımdır diye anlattığında ikna oldum. Daha sonra Türkiye’de başkalarıyla konuştum. Onlar da beni olmadığına inandırdılar. İkisine de inandım, çünkü tarih bilmiyorum, uluslararası hukuk bilmiyorum, iki görüş de beni ikna edebiliyor.” Bu cevap sonrasında öğrencilerin muhtemelen onun çok zeki bulmadıklarını ama samimiyetinden şüphe etmediklerini düşündüğünü söylüyor Göksel.

“Ermenistan’da da Karslı var, Vanlı var, Diaspora’nın bir bölümü de Ermenistan’da aslında” diyen Göksel, yekpare Diaspora anlayışının çok yanlış olduğundan dem vuruyor: “Diaspora çok çeşitli. Türkiye karşıtı lobi yapan Ermeniler bile birbirlerinden çok farklı olabiliyor, ESI’ın son raporu üzerinde çalışırken bana aktif lobi faaliyetleri yürüten ANCA’dan bir temsilci, ‘sen uzlaşma arıyorsun, biz adalet istiyoruz, biz topraklarımızı geri istiyoruz’ dedi ama ben bunun yanında Türkiye’yle ilgili farklı görüş ve duygular besleyen Ermeniler de tanıyorum.”

Türkiye-Ermenistan protokol sürecinin donduğunu ama Türkiye’nin bunu açık açık ifade etmekten kaçındığını söyleyen Göksel’e göre ana mesele sorunun Karabağ’a endekslenmesi: “Türkiye bu süreci Karabağ’a endekslemişti, protokoller imzalanırken bile Türkiye bu konuda bir ibare eklemek istedi ve süreç o an sallanmaya başladı, Karabağ’da gelişme olmayacağını anladı ve geri çekildi. Süreci devam ediyor gibi göstermek, uluslararası kamuoyunda sorun çözmek için Türkiye açısından avantajlı bir yol, çünkü ‘soykırım tasarılarından bahsetmeyin, süreci zedelersiniz’ yaklaşımının sürmesini sağlıyor.”

İki ileri bir geri

Ermenistan açılımının birçok koldan paralel olarak yürüdüğü takdirde başarılı olacağına inanan Göksel, Türkiye’de diğer açılımların da yolunda gitmediğine dikkat çekiyor: “Ermenistan’a da şunu anlatmak lazım, Türkiye’deki birçok açılım çalışmıyor. Bu sadece Ermeni açılımına özgü bir tavır değil. Kürtler, Aleviler, Rumlar herkesin sorunları var, her durumda bir adım ileri bir adım geri gidiyoruz…”

Ermenistan’ın ekonomik olarak gelişememesinin sebebini, Türkiye-Ermenistan sınırın açılıp açılmamasından çok, ülkedeki monopolizme bağlıyor Göksel. Karabağ sorununun çözümünün ise çevre rayonlardan bazılarının boşaltılması ya da bazı köylerden geri çekilinmesiyle mümkün olabileceği görüşünde: “Ermeniler özerklikleri Türkiye tarafından tanınmadığı sürece, güvenlik nedeniyle bu tampon bölgeden çıkmayacaklarını söylüyor, yani durum şu anda kördüğüm. Türkiye ise Azerbaycan’daki çıkarlarını, içerideki kamuoyunun tepkisini ve daha birçok şeyin hesabını yapıyor ve bu sıkışmışlıktan çok da şikâyetçi değil.”

Göksel, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’da çalışmalarına hâlâ devam ediyor. Gürcistan’ın hukuksal, siyasi ve sosyal alt yapı gibi birçok sorunu çözebildiğini, tam olarak her şeyi halletmediği halde, yüzünü Avrupa’ya çevirdiğini düşünen Göksel, Azerbaycan ve Ermenistan’ın Gürcistan’ın gerisinde olduklarını belirtiyor. Kafkaslardaki değişim için ise  iktidardaki elitin değişim istemesinin şart olduğunu söylüyor, çünkü toplumsal muhalefet henüz yeterince olgunlaşmış değil.

Göksel, bu ülkelerde demokratikleşmenin, “Sus, düşman duymasın! Bölünmeleri, yolsuzlukları, işkenceleri yüksek sesle konuşursak zayıflarız” korkusu nedeniyle engellendiği ve Ermenistan açısından Karabağ sorununun rolünün de büyük olduğunu belirtiyor. Bölgede Rusyasız bir gelişimin gerçekçi olmadığını söyleyen Göksel, aksine, değişimin Rusya’nın değişimine endeksli olduğu kanısında: “Amerika ve Avrupa da bölgede değişimi aslında çok desteklemiyor, çünkü birileri devrilince yerine kimin geleceği bilinmiyor, karıştırmayalım daha kötü olmasın korkusu var onlarda da…”

Göksel’e göre Türkiye artık soykırıma odaklanmayan ve farkı görüşleri olan tarihçilerden oluşturulmuş bir “tarihçiler komisyonu” kurmalı. “Ermenistan’dan da tarihçiler davet edilsin, isterlerse gelsinler, ama bu komisyon Türkiye için kurulmalı. Ben Kars’ta ne olduğunu bilmek istiyorum. Erzurum’da olanlar ile başka bir şehirde olanlar arasındaki farkı bilmeliyiz, detayları öğrenmeliyiz. Hangi şehirde kaç kilise vardı? Tarihin o sürecinde yaşananlar daha açıklıkla dile getirilmeli. Bu komisyon tüm hikâyeyi etiketleyen, nihai bir karara ulaşmaktan daha fazlasını yapmalı” diyen Göksel, Türkiye’de özellikle Amerika’da tartışılan Soykırım yasa tasarıları neticesinde Ermenilerin kendi evlerini geri isteyecekleri korkusunun yaratıldığını söylüyor ve ekliyor: “Oysa bu farklı bir konu, soykırımın kabulüyle ilgisi yok. Ermeniler böyle bir hukuki süreci her an başlatabilirler ve bu da toprak talebinden çok farklı bir şey.”

Bu roportaj 11 Subat tarihinde Agos Gazetesinde yayinlanmistir.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s