Mağlubu olmayan maç

yorum2Perşembe gece yarısı Armavia’nın tarifeli uçağıyla Erivan’a yola çıktığımızda, uzun süredir İstanbul-Erivan uçuşlarında görmediğimiz bir manzarayla karşılaştık.

Haftada iki kere gerçekleştirilen seferlerden alışık olduğumuz ticaretle uğraşan, eli kolu torbalarla dolu kadınlar ve erkekler yerine Türk basınından tanıdığımız bir sürü gazeteci vardı. Gazetecilerden sonraki ikinci büyük grup ise kuşkusuz Ermenistan-Türkiye 2010 Dünya Şampiyonası grup eleme maçında Ermenistan’ı desteklemek için Türkiye’den ve diasporadan gelen Ermenilerdi. Sabah saat 6’da Erivan’a vardığımızda alışılmadık ikinci bir manzara ile karşılaştık. Amerika, Fransa gibi diaspora Ermenileri uzunca bir vize kuyruğunda beklerlerken Türkiye vatandaşları ellerini kollarını sallayarak pasaport kontrolünden geçtiler. Bu manzara karşısında diasporalıların biraz karnı ağrıdı dersem sanıyorum yanlış olmayacak.

Cuma sabahı Erivan merkezinde hava olağana göre biraz değişmişti. Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Marriotte Oteli’nin teras kafesinde oturanların hemen hemen hepsi tanıdığımız gazeteciler, işadamları ya da diasporalı futbolseverlerdi. Türkiye-Ermenistan arasındaki bu yakınlaşmanın nereye varacağını tartışıyorlardı. Enteresan olan bugüne kadar Türk-Ermeni konularının tartışıldığı konferanslar, toplantılar ve resmi ziyaretler stresli ortamlarda geçerken bu sefer herkesin yüzünün gülüyor olması ve ümitlerin belki de şu ana kadar hiç olmadığı kadar yükselmesiydi. Sokaklar çok rahattı, her yerden Türkçe uğultular yükseliyordu, bu kadar tanıdık yüz bana bir an nerede olduğumu unutturdu. Erivan bu kadar çok Türk turisti misafir etmekten memnun görünüyordu. Armavia’nın uçuşlarında yer bulamayan bazı Türk basın mensupları Viyana üzerinden sabah gelebildiler. Türk takımı Erivan’a vardığında havaalanında oldukça sıkı güvenlik önlemleri vardı. Erivan’daki Türk gazeteciler Milli Takım’ı yoldan buldukları rastgele taksilerle takip ettiler. Konvoyu takip eden yaklaşık 10 taksiden birinin içinde bulunan biri olarak bu takibin çok eğlenceli olduğunu itiraf etmeliyim. Taksicilik yapan koca koca adamları ikna ettirip Erivan sokaklarında macera filmlerini arattırmayacak kovalamaca sahnelerine sebep olduk, taksi şoförleri de kendilerine biçilen sorumluluğu çok hızlı kavrayıp artık bizim komutlarımız olmaksızın eskortluk eden polis ekipleriyle yarıştılar. Şehir merkezinin önemli caddelerinden olan Abovyan Caddesi’nde belki de 20. trafik ihlalini yaparken attıkları çığlıklardan Batı yani diaspora Ermeni’si olduğu belli olan 5 kişilik bir turist grubu dehşetler içinde kalarak bize “Bu yaptığınız yasadışı.” diye bağırdılar. Ermenistan’a her zaman bir şey öğretmeye çalışan “modern ve her şeyi bilen” diaspora Ermenilerine görevli olduğumuzu anlatacak vaktimiz olmadığından onları ciddiye almadık ama Türkler ile Ermenilerin beraber yaptıkları trafik ihlaline bilinçsiz de olsa tepki gösteren diasporanın tutumu çok sembolik ve manidardı. Ermenistan’a Türkiye’den ilk defa gelenler gerçekten çok şaşkındılar ve bu şaşkınlıklarını dile getirmekten de çekinmiyorlardı.

“İnsanın gözüyle görmesi lazım…”

onuştuğum hemen hemen herkes, gelmeden önce çok daha farklı bir Erivan düşündüklerini, insanların bu kadar konuksever ve ortamın bu kadar rahat olduğunu bilseler mutlaka daha önce geleceklerini, bundan sonra bol bol ziyarette bulunacaklarını söylerlerken, daha önce birçok kere Ermenistan’ın farklı şehirlerinde bulunan Türkler kıdemlerinden övünerek “15 sene sonra fark ettiniz, bu da bir gelişme.” diye arkadaşlarını kızdırıyorlardı. Erivan’dan takip edebildiğim kadarıyla Türk televizyonlarında İstanbullu Ermenilere mikrofon uzatılarak hangi takımı tutacakları soruluyor. Aslına bakarsak cevaplar kadar sorunun kendisi de sorunlu. Türk vatandaşı bir Ermeni, Ermenistan-Türkiye maçında hangi takımı tutacak, cevap basit aslında; hangisini isterse. Ama uzatılan bu mikrofon sanki millet-i sadıkanın bugünkü duruşunu sorgular gibi, acaba hâlâ sadıklar mı ya da eskiden oldukları gibi ihanet edecekler mi? Ermeniler de iyi Türk vatandaşları olduklarını onaylamak için “tabii ki Türkiye’yi destekliyoruz” derken, “Tabii tabii en az 5 tane atacağız.” diyerek yıldızlı Türk vatandaşları olmaya çalışanlar da var. Takım tutmakla ölçülen sadık vatandaşlık testi soran için de cevap veren için de ne kadar samimi ya da riyakâr söylemek zor. Ermeni hükümetinin davetlisi olarak gelen ve maçı VIP bölümünden seyredecek olan iki Türk işadamı ilk defa geldiklerinden dolayı ilk başta çekincelerinin olduğunu, geleceklerini aileleriyle paylaştıkları zaman herkesin tepki gösterip korktuğunu; ama şu anda çok rahat olduklarını ve ileride Ermeni ortaklarıyla Erivan’da büyük bir alışveriş merkezi kurmak için konuşacaklarını belirtirken “İnsanın gözüyle görmesi lazım, iki komşu ülkeyiz ama birbirimiz hakkında çok yanlış fikirlerimiz var; bunları geri dönünce bir bir herkese anlatacağım.” dedi. Türk yetkililerle konuştuğumda sorduğum ilk soru güvelik önlemlerinden memnun olup olmadıkları idi. Yetkililer önlemlerden gerçekten çok memnun olduklarını belirterek “Bizim aklımıza gelemeyecek şeyler bile düşünmüşler.” dediler. Gül’ün ziyaretinde belki de en rahatsızlık yaratacak olay olan protesto hareketleri hakkında konuştuğum Daşnak Partisi Genel Sekreteri Giro Manoyan protestoların çok sakin olacağını, bayrak yakılmasına asla izin verilmeyeceğini, taşkınlıkların yaşanmayacağını belirttikten sonra bunların tüm amacının partinin Türkiye’nin Ermeni politikası hakkındaki görüşlerini dile getirmeyi hedeflediklerini, eğer Gül’ün gelişini protesto etmek isteselerdi ilk önce Gül’ü davet eden Sarkisyan için protesto yapacaklarını belirttikten sonra maç gününün Ermeniler için gerçekleşen bir hayal olduğunu; çünkü tarihe baktığımızda Ermenistan’ın bugün bağımsız bir ülke olabilmesinin, Ermenistan Milli Takımı’na sahip olabilmesinin ve bu takımın Türkiye ile maç yapabilecek bir seviyeye gelmiş olmasından her Ermeni’nin kuşkusuz mutluluk ve övünç duyduğunu zannettiğini belirtti.

Yakınlaşmadan rahatsız olanlar maçı kaybetti

ül’ün Ermenistan ziyaretinin görünmeyen bir etkisi de kuşkusuz diaspora Ermenileri özellikle de Türkiyeli Ermeniler üzerinde olacak. ABD Ermenilerinin bu yakınlaşma devam ederse ABD başkanlık seçimlerinde lobi çalışmalarında ivme kaybedeceğini düşünüyorum. Türkiye Ermenileri için ise durum daha karışık, Türkiye’nin Ermenistan’ı cumhuriyetinin ilanından hemen sonra tanımasından 20 yıl sonra cumhurbaşkanının Ermenistan’la milli maçı önemsemesi ve daveti kabul etmesi sanıyorum Türkiyeli Ermeniler için şaşırtıcı oldu. Gül’ün Ermenistan’ı ciddiye alması, Türkiyeli Ermenilerin de Ermenistan’ı ciddiye almasına vesile oldu. Bu anlamda Sayın Gül, Türkiyeli Ermeniler ile Ermenistan arasında da belki de farkında olmadan bir köprü kurmuş oldu. İki ülkenin muhalefet liderleri son iki gündür herhalde bir tek hükümetle uğraşmakla meşgul oldular. Ermenistan muhalefetinden bazı kişiler Ermenistan Futbol Federasyonu’ndan ‘Ararat Dağı’nın resminin Türkleri rencide etmemek adına çıkartılmasını esefle kınarken “bu kadarı da fazla, Türklere neredeyse iman edeceğiz” tavırları karşısında Türk muhalefeti de maçın VIP salonunda ASALA’nın eski üyelerinden birinin oturacağı saçma iddiasından tutun da hayal güçleri elverdiği kadar fanteziler üretmekteler.

Erivan’daki tarihî maçın sadece bir spor müsabakası olmadığına inananlardanım. Sarkisyan’ın Gül’ü davet ederek verdiği pasa Gül çok güzel karşılık verdi, topu taca çıkartmadı. Bu adımın sadece Ermenistan politikasıyla ilintili değil, aynı zamanda Kafkas politikasının bir devamı olduğu düşünülürken, karışmış bir Kafkasya’da Türk-Ermeni yakınlaşması ve neden olmasın belki de ileride işbirlikleri çok mantıklı. Yakınlaşmadan rahatsız olanlar mutlaka vardır; ama bu şehir bugün çok mutlu. Seneler sonra da olsa futbolcular beraber mücadele etti, cumhurbaşkanları yan yana maçı seyrettiler, taraftarlar da özgürce kendi bayraklarını salladılar. Kazananlar yan yana gelme cesareti gösteren cumhurbaşkanları ve bundan sonra mutlaka daha iyi ilişkiler kurabilecek Ermeni ve Türk halkları. Kaybedenlerden bahsetmeye gerek yok aslında; ama bu kadar kötümser ve düşmanca tavırlarıyla iki tarafın da milliyetçi duygularını sömürerek bu yakınlaşmanın olmasını engellemeye çalışıp başarısız olanlar maçı boşuna seyrettiniz, siz kaybettiniz…

7 Eylül 2008, Pazar

Zaman Gazetesi

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s